Prof. Dr. Sirel Gür GüngörMenü
Blog

Uykusuzluk Gözlere Zarar Verir mi?

Uykusuzluk Gözlere Zarar Verir mi?

Uykusuzluk Gözlere Zarar Veriyor mu?

Uykusuz geçirilen bir gecenin ardından gözlerde yanma, batma, kızarıklık ve ağırlık hissedilmesi oldukça yaygındır. Görmede geçici bulanıklık, ışığa karşı hassasiyet, odaklanma güçlüğü ve göz kapağında seğirme de ortaya çıkabilir. Peki uykusuzluk gözlerde kalıcı bir hasara yol açar mı?

Kısa süreli uykusuzluk genellikle doğrudan ve kalıcı bir görme kaybına neden olmaz. Ancak uyku düzeninin uzun süre bozuk olması, göz yüzeyinin sağlığını ve bazı göz hastalıklarının seyrini olumsuz etkileyebilir.

Uyku ile göz sağlığı arasında karşılıklı bir ilişki bulunmaktadır. Uyku sırasında göz kapaklarının tam kapanmaması, göz yüzeyinin açıkta kalmasına bağlı kuruluk, yanma ve tahrişe yol açabilir.

Obstrüktif uyku apnesi ise gevşek göz kapağı sendromu ve görme sinirini etkileyen bazı hastalıklarla ilişkilendirilmiştir. Horlama, uykuda nefes durması ve gündüz aşırı uykululuk gibi belirtiler, uyku apnesi açısından değerlendirme gerektirebilir; kesin tanı uyku incelemeleriyle konulur.

Ayrıca bazı görme engelli bireylerde, retinadan biyolojik saati düzenleyen merkezlere ulaşan ışık sinyallerinin bozulması nedeniyle uyku düzeni etkilenebilir. Bu nedenle göz muayenelerinde uyku şikâyetlerinin de sorgulanması, gerektiğinde uyku tıbbı uzmanına yönlendirme yapılması ve tedavinin kişiye göre planlanması önemlidir.

Uykusuzluk Göz Kuruluğunu Artırabilir

Uyku sırasında göz yüzeyi dinlenir, gözyaşı tabakası yenilenir ve gün içinde oluşan küçük yüzey hasarlarının onarımı desteklenir. Yetersiz uyku ise gözyaşı filminin dengesini bozabilir ve göz yüzeyindeki inflamasyonu artırabilir.

Bunun sonucunda:

  • Gözlerde kuruluk, yanma ve batma
  • Kumlanma veya yabancı cisim hissi
  • Kızarıklık
  • Işığa karşı hassasiyet
  • Aralıklı bulanık görme
  • Kontakt lens kullanırken rahatsızlık

gibi şikâyetler ortaya çıkabilir. Özellikle uzun süre bilgisayar veya telefon kullanan kişilerde göz kırpma sayısının azalması, uykusuzluğun oluşturduğu kuruluğu daha da belirgin hâle getirebilir.

Kuru göz, uyku kalitesiyle de ilişkili olabilir. Toplam 419.218 katılımcıyı kapsayan 21 çalışmanın değerlendirildiği bir meta-analizde, kuru gözü olan bireylerin sağlıklı bireylere göre daha düşük uyku kalitesine sahip olduğu, uykuya dalmakta daha fazla zorlandığı ve uyku sırasında daha fazla sorun yaşadığı görülmüştür. Kuru göz grubunda uyku bozukluğu riski yaklaşık 2,2 kat daha yüksek bulunmuş; yetersiz uyku ve aşırı uykululuğun da daha sık görüldüğü bildirilmiştir. Bu bulgular, kuru göz ile uyku sorunları arasında bir ilişki olduğunu desteklemektedir. Ancak çalışmalar gözlemsel olduğundan, kuru gözün uyku bozukluğuna mı yol açtığı, yoksa uyku sorunlarının kuru gözü mü etkilediği kesin olarak söylenemez.

Kuru göz hastalığı, uyku kalitesi ve gündüz uykululuğuyla ilişkili olabilir. Bir sistematik derleme ve meta-analizde, kuru gözü olan bireylerin kontrol gruplarına göre daha düşük uyku kalitesine sahip olduğu, gündüz daha fazla uykululuk yaşadığı ve ortalama yaklaşık 35 dakika daha az uyuduğu belirlenmiştir.

Ayrıca bu bireylerde uyku sırasında yaşanan sorunların daha fazla olduğu ve uyku bozukluklarının daha sık veya daha şiddetli görülebileceği bildirilmiştir. Ancak çalışmalar arasındaki farklılıklar nedeniyle bu ilişkinin nedenleri henüz net değildir. Bulgular, kuru göz değerlendirmesinde göz şikâyetlerinin yanı sıra uyku düzeni ve kalitesinin de dikkate alınmasının yararlı olabileceğini düşündürmektedir.

Göz Kapağı Seğirmesi Uykusuzluktan Olabilir mi?

Evet. Göz kapağında istemsiz kasılma veya seğirme; uykusuzluk, yoğun stres, fazla kafein tüketimi ve uzun süre ekrana bakmayla ilişkili olabilir. Çoğu zaman zararsızdır ve yeterli uyku ile kendiliğinden geçer.

Göz kapağı seğirmesi, çoğunlukla geçici ve iyi huylu bir kas hareketidir. En sık tetikleyiciler şunlardır:

  • Uykusuzluk ve yorgunluk
  • Stres ve kaygı
  • Fazla kafein tüketimi: Kahve, çay, enerji içecekleri
  • Göz kuruluğu ve göz yüzeyinde tahriş
  • Alkol ve sigara kullanımı
  • Daha seyrek olarak bazı ilaçların yan etkileri

Yeterli uyku, kafeini azaltmak ve stresi hafifletmek çoğu zaman seğirmeyi azaltır. Birkaç hafta sürüyorsa, göz kapağı tamamen kapanıyorsa veya kasılmalar yüzün diğer bölgelerine yayılıyorsa göz muayenesi gerekir; blefarospazm ya da hemifasiyal spazm gibi farklı durumlar değerlendirilmelidir. Her iki göz çevresinde güçlü kasılmalar blefarospazmı, yüzün bir tarafına yayılan kasılmalar ise hemifasiyal spazmı düşündürebilir.

Hemifasiyal spazmın en sık nedeni, yüz sinirine bir damarın bası yapmasıdır. Çok nadiren multipl skleroz, beyin sapını etkileyen hastalıklar veya yüz siniri çevresindeki kitleler de benzer belirtilere yol açabilir. Bu nedenle uzun süren veya başka belirtilerin eşlik ettiği seğirmelerde göz muayenesi yapılmalı; muayene bulgularına göre nöroloji değerlendirmesi ve görüntüleme gerekliliği belirlenmelidir.

Altta yatan bir hastalık saptanmadığında tedavi, seğirmenin tipine ve günlük yaşamı ne kadar etkilediğine göre belirlenir.

  • Hafif kapak seğirmesinde: Uyku düzeni, kafeinin azaltılması ve stres kontrolü ön plandadır. Göz kuruluğu varsa uygun damlalarla tedavi edilir; çoğu olgu kendiliğinden düzelir.
  • Uzun süren ve rahatsız edici seğirmede: Muayeneyle yeniden değerlendirilerek, destekleyici önlemlere yanıt vermeyen seçilmiş olgularda botulinum toksin enjeksiyonu düşünülebilir.
  • Blefarospazm veya hemifasiyal spazmda: Botulinum toksin, kasılmaları kontrol etmek için sık kullanılan etkili bir tedavidir. Etkisi genellikle 3–4 ay sürer; ihtiyaç hâlinde tekrarlanır. Hastalığı tamamen ortadan kaldırmaktan çok belirtileri azaltır.

Uykusuzluk Görmeyi Bulanıklaştırır mı?

Uykusuzluk sırasında gözyaşı tabakasının düzensizleşmesi geçici bulanık görmeye yol açabilir. Ayrıca beynin görsel bilgileri işleme ve dikkati sürdürme becerisi de yorgunluktan etkilenir. Bu nedenle özellikle gece araç kullanırken odaklanma, kontrastları fark etme ve çevresel uyaranlara hızlı yanıt verme güçleşebilir.

Bu durum her zaman göz numarasının değiştiği anlamına gelmez. Ancak bulanıklık dinlenmeye rağmen geçmiyorsa yalnızca uykusuzluğa bağlanmamalıdır.

Uykusuzluk Glokom Riskini Artırır mı?

Uyku ile glokom arasındaki ilişki son yıllarda araştırılmaktadır. Geniş katılımlı gözlemsel çalışmalarda; uykusuzluk, çok kısa veya çok uzun uyuma, horlama ve gündüz aşırı uykululuk gibi uyku sorunlarıyla glokom görülme riski arasında ilişki saptanmıştır. Bununla birlikte, bu çalışmalar uykusuzluğun tek başına glokoma neden olduğunu kanıtlamaz.

Özellikle şiddetli horlama, uykuda nefesin durması ve gündüz belirgin uyku hâli varsa uyku apnesi açısından değerlendirme gerekebilir. Uyku apnesinde gece boyunca tekrarlayan oksijen düşüşlerinin görme siniri üzerinde olumsuz etkileri olabileceği düşünülmektedir. Glokomu bulunan veya glokom riski taşıyan kişilerin hem düzenli göz kontrollerini hem de uyku sorunlarını ihmal etmemesi önemlidir.

Obstrüktif uyku apnesi ile glokom arasında önemli bir ilişki olabileceği düşünülmektedir. Yaklaşık 4,6 milyon kişiyi kapsayan 48 çalışmanın değerlendirildiği geniş bir sistematik derleme ve meta-analizde, yaş, cinsiyet, hipertansiyon, diyabet ve kalp-damar hastalıkları gibi etkili faktörler hesaba katıldıktan sonra bile uyku apnesi bulunan kişilerde glokom görülme olasılığının %40’a kadar daha yüksek olabileceği bildirilmiştir. Ayrıca uyku apnesi, glokoma özgü göz bulgularının daha ağır olmasıyla da ilişkili bulunmuştur. Bununla birlikte bu sonuçlar, uyku apnesinin doğrudan glokoma neden olduğunu kanıtlamaz.

Şiddetli horlama, uykuda nefesin durması ve gündüz aşırı uyku hâli bulunan kişilerin uyku apnesi açısından değerlendirilmesi; özellikle glokom hastalarının göz kontrollerini aksatmaması önemlidir.

Uyku pozisyonu gece boyunca göz içi basıncını etkileyebilir. Sırtüstü yatıştan yan yatış pozisyonuna geçildiğinde, özellikle altta kalan gözde basıncın ortalama 2 mmHg’ye kadar artabildiği bildirilmektedir. Bazı araştırmalar bu artışın gece boyunca devam ederek altta kalan gözde glokomun ilerlemesine katkıda bulunabileceğini düşündürse de uyku pozisyonu ile glokomun ilerlemesi arasında kesin bir ilişki henüz gösterilememiştir.

Glokom hastalarının yalnızca bu bulguya dayanarak uyku pozisyonlarını değiştirmeleri gerekmez; ancak özellikle iki göz arasında belirgin hasar farkı bulunan veya hastalığı ilerlemeye devam eden kişilerde uyku alışkanlıklarının hekim tarafından değerlendirilmesi yararlı olabilir. Yatağın baş kısmının bir miktar yükseltilmesi gece oluşan göz içi basıncı artışını azaltabilir.

Uykusuzluk Üveiti Etkiler mi?

Uyku kalitesi, bağışıklık sisteminin işleyişi ve inflamasyonla yakından ilişkilidir.

Üveit hastalarında yapılan bir araştırmada, kötü uyku kalitesinin daha şiddetli inflamatuvar belirtilerle ilişkili olduğu görülmüştür. Aynı araştırmanın hayvan deneylerinde ise kronik uyku yoksunluğunun, bağışıklık yanıtında rol oynayan STAT1 ve ISG15 yolaklarını etkileyerek makrofaj adı verilen bağışıklık hücrelerinin aktivitesini artırdığı ve göz içi inflamasyonunu ağırlaştırdığı gösterilmiştir. Bu bulgular, uyku düzeninin üveit yönetiminde destekleyici bir unsur olabileceğini düşündürmektedir. Ancak insanlarda uyku kalitesini iyileştirmenin üveit ataklarını önlediği henüz kanıtlanmış değildir; uykuya özen göstermek, düzenli göz kontrollerinin ve gerekli tıbbi tedavinin yerini almaz.

Uykusuzluk ile otoimmün üveit arasındaki ilişkiyi inceleyen bir araştırma, bu iki durumda bağışıklık sisteminin virüslere karşı yanıtında görev alan bazı genlerin ortak rol oynayabileceğini göstermiştir.

Gen ekspresyon verilerinin analiz edildiği çalışmada, özellikle IFI44 ve IRF9 genleri gelecekte tanı ve tedavi araştırmalarında değerlendirilebilecek aday biyobelirteçler olarak öne çıkmıştır. Bu bulgular, uyku bozuklukları ile göz içi iltihabı arasındaki olası biyolojik bağlantıları anlamamıza katkı sağlamaktadır. Ancak çalışma, uykusuzluğun doğrudan üveite neden olduğunu veya uyku düzeninin iyileştirilmesinin üveiti tedavi ettiğini kanıtlamamaktadır. Belirlenen genlerin ve olası tedavi adaylarının klinik uygulamada kullanılabilmesi için daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç vardır.

Göz Altı Morluklarının Nedeni Uykusuzluk mudur?

Uykusuzluk göz altındaki damarların daha belirgin görünmesine, cildin soluklaşmasına ve göz çevresinde şişlik oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle göz altı morlukları daha belirgin hâle gelebilir. Ancak genetik yapı, alerji, yaş, cilt özellikleri ve burun tıkanıklığı gibi başka faktörler de göz altı morluklarında rol oynayabilir.

Gözleri Korumak İçin Neler Yapılabilir?

  • Her gün mümkün olduğunca aynı saatlerde yatıp kalkın.
  • Yetişkinler için genellikle 7–9 saatlik uyku hedefleyin.
  • Yatmadan önce ekran kullanımını ve parlak ışığı azaltın.
  • Gün içinde uzun süre ekrana bakıyorsanız düzenli aralar verin ve bilinçli olarak göz kırpın.
  • Fazla kafein tüketiminden, özellikle akşam saatlerinde kaçının.
  • Göz kuruluğu varsa doktorunuzun önerdiği suni gözyaşlarını kullanın.
  • Kontakt lenslerle uyumayın; lenslerin kullanım süresine ve hijyenine dikkat edin.
  • Şiddetli horlama veya uykuda nefes durması varsa bir uyku hastalıkları uzmanına başvurun.

Ne Zaman Göz Doktoruna Başvurulmalıdır?

Uykusuzlukla ilişkilendirilen göz şikâyetleri genellikle dinlenmeyle azalır. Ancak görme bulanıklığı devam ediyorsa, ani görme kaybı, şiddetli göz ağrısı, belirgin kızarıklık, ışık çakması veya görme alanında karanlık bir bölge oluşmuşsa gecikmeden göz muayenesi yapılmalıdır.

Uyku sırasında solunumun tekrarlayan biçimde durmasıyla seyreden obstrüktif uyku apnesi, göz sağlığıyla da ilişkili olabilir. Araştırmalar, uyku apnesi olan bireylerde gevşek göz kapağı sendromu, görme sinirinin kanlanmasının bozulmasına bağlı hasar ve diyabetik maküla ödemi gibi bazı göz hastalıklarının daha sık görüldüğünü göstermektedir. Ancak glokom, keratokonus ve bazı retina hastalıklarıyla ilişkisine yönelik sonuçlar çelişkilidir.

Uyku apnesi tedavisinin bu göz hastalıklarının riskini azaltıp azaltmadığını belirlemek için daha güçlü çalışmalara ihtiyaç vardır. Tedavide kullanılan sürekli pozitif hava yolu basıncı (CPAP) cihazlarının göz içi basıncını artırabilmesi nedeniyle, glokom üzerindeki olası etkileri de daha ayrıntılı araştırılmalıdır. Ayrıca CPAP maskesinden göze doğru hava kaçması, kuruluk ve tahriş gibi göz yüzeyi sorunlarına yol açabileceğinden maskenin yüze uygun biçimde oturması önemlidir.

Sonuç olarak, birkaç gecelik uykusuzluk çoğunlukla kalıcı göz hasarına neden olmaz; ancak göz kuruluğu, bulanıklık, kapak seğirmesi ve göz yorgunluğu gibi şikâyetleri artırabilir. Uzun süre devam eden uyku bozuklukları ise genel sağlıkla birlikte göz sağlığını da etkileyebilir. Düzenli ve kaliteli uyku, yalnızca dinlenmek için değil, sağlıklı bir göz yüzeyinin ve iyi bir görsel performansın korunması için de önemlidir.

Kaynaklar

Cheong AJY, Wang SKX, Woon CY, Yap KH, Ng KJY, Xu FWX, Alkan U, Ng ACW, See A, Loh SRH, Aung T, Toh ST. Obstructive sleep apnoea and glaucoma: a systematic review and meta-analysis. Eye (Lond). 2023 Oct;37(15):3065-3083

Güncelleme Tarihi: 05.10.2026
Prof. Dr. Sirel Gür Güngör
Editör
Prof. Dr. Sirel Gür Güngör
Göz Hastalıkları Uzmanı
*Bu içerik, 12.11.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik’e uygun olarak hazırlanmıştır. İçerikte yer alan bilgiler genel sağlık bilgilendirmesi niteliğinde olup yönlendirme veya tedavi önerisi değildir. Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Tanı ve tedavi amacıyla mutlaka hekime başvurulmalı ve kişisel tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
Hakkımda Hakkımdaİletişim İletişimWhatsapp Whatsapp
Prof. Dr. Sirel Gür GüngörProf. Dr. Sirel Gür GüngörGöz Hastalıkları Uzmanı
+90531 486 2815
+90531 486 2815