Hakkımda yazılan tüm yorumlar Google üzerinden alınmıştır. Tedavi sürecimle ilgili gerçek deneyimlere göz atmak isterseniz hastalarımın paylaştığı bu geri bildirimler size fikir verebilir.
Gözde Zona

Gözde Zona Olur Mu? Gözde Zona Nedir?
Zona hastalığı gözü de tutabilir. Bu durum tıpta Herpes Zoster Oftalmikus olarak adlandırılır ve özellikle ileri yaşlarda daha sık görülür. Hastalık genellikle çok şiddetli göz, alın ve baş ağrısıyla başlar. Ağrı çoğu zaman döküntüler ortaya çıkmadan birkaç gün önce hissedilir ve hastalar tarafından "yanma", "batma" veya "elektrik çarpması" şeklinde tarif edilir.
Göz çevresinde, alın bölgesinde ve bazen burun üzerinde ortaya çıkan küçük, içi sıvı dolu kabarcıklar (veziküller) zona için oldukça tipiktir. Bazı hastalarda saçlı deride belirgin hassasiyet gelişebilir. Saç tararken, saçlarını yıkarken veya başlarına dokunulduğunda ağrı hissedebilirler. Bu durum zona virüsünün ilgili siniri tutmasına bağlıdır.
Zona, suçiçeğine de neden olan varisella-zoster virüsünün yıllar sonra yeniden aktif hale gelmesi sonucu ortaya çıkar. Suçiçeği geçirmiş olan herkes, hastalığı çok hafif veya fark edilmeden geçirmiş olsa bile, yaşamının ilerleyen dönemlerinde zona geliştirme riski taşır. Yaşam boyu zona gelişme riskinin yaklaşık %30 olduğu tahmin edilmektedir. Günümüzde etkili zona aşıları bulunmasına rağmen, aşı hakkında farkındalığın yeterli olmaması, aşıya erişim güçlükleri ve zaman zaman yaşanan aşı temin sorunları nedeniyle zona dünya genelinde hâlâ sık görülen bir hastalıktır.
Göz Zonasında Olası Komplikasyonlar ve Önemi
Zona vakalarının büyük çoğunluğu gövde bölgesindeki sinir dağılımlarında görülse de virüsün yüz ve göz bölgesini innerve eden trigeminal sinirde yeniden aktifleşmesi de mümkündür. Göz zonası, tüm zona vakalarının yaklaşık %10'unu oluşturur. Sorun sadece cilt döküntüleriyle sınırlı değildir. Döküntüler iyileşse ve hastalık kontrol altına alınsa bile bazı hastalarda aylar hatta yıllar boyunca göz komplikasyonları görülebilir. Göz etrafında ve başta ağrı, tekrarlayan keratitler (kornea iltihabı),üveit atakları, konjonktivitler, göz tansiyonu yükselmeleri ve daha nadir olarak optik sinir tutulumu gelişebilir. Bu nedenle göz zonası geçiren hastaların uzun süreli göz hekimi takibinde kalmaları önemlidir.
Son yıllarda hem zona hem de göz zonası görülme sıklığında belirgin bir artış gözlenmiştir. Bunun en önemli nedenlerinden birinin yaşlı nüfusun giderek artması olduğu düşünülmektedir. Göz zonası, görmeyi tehdit edebilen ciddi bir hastalıktır. Ancak erken tanı ve uygun tedavi ile göz komplikasyonlarının görülme oranı önemli ölçüde azaltılabilmektedir. Yapılan çalışmalar, doğru şekilde tedavi edilen hastalarda göz komplikasyonlarının yaklaşık %29'dan %2'ye kadar düşebildiğini göstermektedir. Bu nedenle göz çevresinde ağrı, döküntü, kızarıklık veya görme şikâyeti gelişen hastaların gecikmeden göz hastalıkları uzmanına başvurması büyük önem taşır.
Göz Zonasının Belirtileri Nelerdir?
Hastalığın ilk belirtileri genellikle tek taraflıdır ve alın, göz kapağı ve göz çevresinde şiddetli yanıcı ağrı, dokunmaya karşı aşırı hassasiyet ve baş ağrısı şeklinde ortaya çıkar. Bu erken döneme "prodromal dönem" adı verilir. Hastalar saçlarını tararken, yüzlerini yıkarken veya hafif bir temasla bile ağrı hissedebilirler.
Bu belirtilerden birkaç gün sonra ciltte kızarıklık ve içi sıvı dolu küçük kabarcıklar (veziküller) gelişir. Döküntüler genellikle yaklaşık 7–10 gün içerisinde kabuklanmaya başlar.
Zona döküntülerinin burun ucuna veya burun sırtına ulaşması özellikle önemlidir. Bu bulguya Hutchinson belirtisi adı verilir. Burun ucunu innerve eden sinir dalı aynı zamanda gözün kornea, konjonktiva, iris ve diğer göz içi yapılarına da uzandığından, bu bölgede döküntü bulunması göz tutulumu riskinin arttığını düşündürür. Ancak burun ucunda döküntü olmaması göz zonasını dışlamaz. Nitekim Hutchinson belirtisi olmayan hastaların da yaklaşık üçte birinde göz tutulumu gelişebilmektedir.
Tedavi edilmeyen hastalarda göz tutulumu oldukça sık görülür ve hastaların yaklaşık yarısında çeşitli göz komplikasyonları ortaya çıkabilir. Göz kapaklarında belirgin şişlik gelişebilir, hatta bazı hastalar gözlerini tam kapatmakta zorlanabilir. Bunun sonucunda göz kuruluğu ve kornea hasarı gelişebilir.
Göz zonasında görülebilen başlıca şikâyetler;
- gözde kızarıklık,
- sulanma,
- göz ağrısı,
- ışığa hassasiyet (fotofobi),
- bulanık görme,
- görme azalması
- göz kapağında şişliktir.
En sık görülen göz bulguları ise konjonktivit (göz nezlesi),keratit (kornea iltihabı) ve ön üveittir. Episklerit ve göz çevresindeki dokularda şişlik (kemozis) de özellikle hastalığın akut döneminde sık görülebilir.
Göz zonası sadece ciltte döküntü yapan bir hastalık değildir. Kornea, göz içi dokular ve hatta optik sinir etkilenebilir. Bu nedenle göz çevresinde zona döküntüsü olan her hastanın mutlaka bir göz hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir. Erken tanı ve uygun tedavi, görmeyi tehdit eden komplikasyonların büyük ölçüde önlenmesini sağlayabilir.
Gözde Zona ve Kornea
Son yıllarda yapılan çalışmalar, herpes zoster oftalmikusun (göz zonası) görülme sıklığının arttığını ve hastaların ortalama yaşının giderek düştüğünü göstermektedir. Bu nedenle göz zonası artık yalnızca ileri yaşların hastalığı olarak değerlendirilmemelidir.
Göz zonasının en sık göz komplikasyonlarından biri olan zoster keratiti, korneada iltihaplanmaya neden olarak kalıcı görme kaybına yol açabilir. Erken dönemde tanı konulup antiviral tedaviye başlanması komplikasyon riskini azaltmada büyük önem taşır. Günümüzde ağızdan kullanılan antiviral ilaçların yanı sıra bazı durumlarda topikal antiviral tedaviler de uygulanabilmektedir.
Ayrıca zona aşıları, özellikle risk altındaki kişilerde hastalığın ve göz komplikasyonlarının önlenmesinde önemli bir koruma sağlamaktadır. Ancak göz zonasına bağlı kornea hastalıklarının en etkili tedavi yöntemlerini belirlemek için daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç vardır.
Gözde Zona ve Üveit
Herpes zoster oftalmikus (göz zonası) geçiren hastaların yaklaşık yarısında göz içi iltihabı (üveit) gelişebilmektedir. Geniş bir hasta grubunda yapılan çalışmada, üveit tanısının döküntülerin başlamasından sonra en sık ikinci hafta içinde, ortalama 10 gün sonra konulduğu gösterilmiştir. Bu nedenle ilk muayenede üveit saptanmamış olsa bile hastaların yakın takip edilmesi önemlidir.
Üveit gelişen gözlerde kornea skarı, nörotrofik keratit, göz tansiyonu yükselmesi, glokom, katarakt ve görme kaybı gibi komplikasyonlar daha sık görülmektedir. Ayrıca ilk 72 saat içinde başlanan antiviral tedavinin, üveit gelişen hastalarda görme kaybı riskini azaltabildiği bildirilmiştir. Bu nedenle göz zonası tanısı alan hastaların, özellikle hastalığın ilk birkaç haftasında düzenli göz muayenelerini aksatmaması büyük önem taşır.
Gözde Zona Komplikasyonlar
Herpes zoster oftalmikusun (HZO) komplikasyonları gözde ve merkezi sinir sisteminde tanımlanmıştır.
Bazı çalışmalar, tedavi edilmeyen HZO hastalarının %50'ye kadarında göz komplikasyonlarının gelişebileceğini göstermektedir. Bunlar en sık olarak kornea tutulumunu içerir ve sıklıkla nörotrofik keratit şeklinde ortaya çıkar. Göz hastalığının kendisine veya steroid kullanımına bağlı olarak göz içi basıncında yükselmeler görülebileceğinden, tedavi süresince göz içi basıncının (GİB) ölçülmesi gereklidir.
Komplikasyonlar gözün arka segmentine kadar uzanabilir, optik nörit ve akut retinal nekroz gelişimine neden olabilir.
Gözde Zona Risk Faktörleri
Birçok çalışma, akut, kronik ve tekrarlayan herpes zoster oftalmikus (HZO) gelişme olasılığı ile ilişkili risk faktörlerini değerlendirmiştir. Tüm risk faktörleri arasında, varisella-zoster virüsünün trigeminal sinir boyunca yeniden aktifleşmesi HZO gelişiminin temel nedeni olarak kabul edilmektedir. Trigeminal sinirin dalları arasında (nazosiliyer, frontal ve lakrimal sinirler),en sık tutulan dal frontal sinirdir.
Hem akut hem de tekrarlayan HZO için risk faktörleri arasında bağışıklık sisteminin baskılanmış olması, kadın cinsiyet, otoimmün hastalıkların varlığı ve 50 yaş ve üzeri olmak yer almaktadır. Hastalığın tekrarlama riskini artıran diğer faktörler ise akut enfeksiyon sırasında 30 gün veya daha uzun süren zona ile ilişkili ağrı, oküler hipertansiyon ve akut enfeksiyon sonrasında gelişen üveittir.
Herpes zoster oftalmikus sonrasında gelişen postherpetik nevralji (PHN) için risk faktörleri de gövde bölgesindeki zona hastalarında görülen risk faktörlerine benzerdir.
Bunlar arasında 50 yaş ve üzeri olmak, döküntülerin yaygın ve şiddetli olması ve hastalığın erken döneminde sinir ağrısının bulunması sayılabilir. Ayrıca bazı göz bulgularının da postherpetik nevralji gelişme olasılığı ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bunlar arasında kornea duyusunda azalma, konjonktivit, keratit ve üveit yer almaktadır.
Çocuklarda Zona olur mu?
Herpes zoster (zona),genellikle ileri yaşlarda görülen bir hastalık olarak bilinse de çocuklarda da ortaya çıkabilir. Özellikle anne karnında suçiçeği virüsü ile karşılaşan, yaşamın ilk yıllarında suçiçeği geçiren veya bağışıklık sistemi baskılanmış çocuklarda risk daha yüksek olsa da tamamen sağlıklı çocuklarda da zona gelişebilir.
Göz çevresini ve gözü etkileyen herpes zoster oftalmikus ise çocukluk çağında nadir görülmesine rağmen erken tanı ve tedavi gerektiren önemli bir durumdur. Neyse ki çocuklarda uygun zamanda başlanan antiviral tedavi ile çoğu vakada hastalık kontrol altına alınabilir ve görme kaybı gibi ciddi komplikasyonlar önlenebilir.
Ancak gözde kızarıklık, ağrı, ışığa hassasiyet veya göz kapağı çevresinde su dolu döküntüler geliştiğinde vakit kaybetmeden bir göz doktoruna başvurulması önemlidir.
Korunma - Zona Aşısı
Herpes zoster oftalmikusa (göz zonası) karşı en etkili yaklaşım hastalığın gelişmesini önlemektir.
Günümüzde kullanılan rekombinant zona aşısı, zona gelişimini önlemede yüksek etkinliğe sahiptir. Bu nedenle birçok uluslararası sağlık kuruluşu, bağışıklık sistemi normal olan 50 yaş ve üzerindeki tüm bireylere iki doz halinde zona aşısı yapılmasını önermektedir. Aşı sonrasında virüsün yeniden aktifleşmesi oldukça nadir görülmekle birlikte hastalar birkaç hafta boyunca takip edilebilir.
Gözde Zona Tedavisi
Zona geliştiğinde standart tedavi antiviral ilaçlardır. Tedavinin döküntülerin başlamasından sonraki ilk 72 saat içerisinde başlanması en iyi sonuçları sağlar.
Antiviral tedavi ağrıyı azaltır, döküntülerin daha hızlı iyileşmesini sağlar ve göz tutulumu riskini düşürür. Ancak postherpetik nevralji adı verilen uzun süreli sinir ağrısının gelişimini tamamen önleyemeyebilir. Tedavide en sık kullanılan ilaçlar valasiklovir, famsiklovir ve asiklovirdir. Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda veya yaygın enfeksiyon varlığında damar yoluyla antiviral tedavi gerekebilir.
Göz zonasında antiviral tedaviye ek olarak destekleyici tedaviler de uygulanır. Ağrının kontrolü için ağrı kesiciler kullanılabilir. Göz kapağının tam kapanamadığı durumlarda korneayı korumak amacıyla suni gözyaşı damlaları, göz merhemleri ve gerektiğinde antibiyotikli göz merhemleri kullanılabilir.
Göz tutulumu gelişen hastalarda tedavi, etkilenen göz dokusuna göre değişiklik gösterir.
Stromal keratit ve üveit gibi durumlarda topikal steroid (kortizon) damlaları dikkatli bir şekilde ve yakın takip altında kullanılabilir. Ancak iltihap tamamen kontrol altına alınmadan tedavinin erken kesilmesi hastalığın tekrarlamasına veya iyileşme sürecinin uzamasına neden olabilir. Optik sinir tutulumu veya göz çukuru (orbita) tutulumu gelişen hastalarda ise yüksek doz damar içi antiviral tedavi gerekebilir.
Retina tutulumu bulunan hastalarda tedaviye uzun süreli ağızdan antiviral kullanımının eklenmesi gerekebilir.
Kronik veya tekrarlayan göz zonası için günümüzde kesin olarak kabul edilmiş, kanıta dayalı bir tedavi protokolü bulunmamaktadır. Bununla birlikte son yıllarda yapılan çalışmalar, uzun süreli düşük doz ağızdan antiviral tedavinin tekrarlayan keratit ve üveit ataklarını azaltabileceğini düşündürmektedir. Bu nedenle bazı göz hastalıkları uzmanları, uygun hastalarda aylar boyunca koruyucu antiviral tedavi uygulamayı tercih etmektedir.
Zona tanısı konulan hastalarda antiviral tedavinin mümkün olan en erken dönemde başlanması büyük önem taşır. İlk 72 saat içinde başlanan tedavi hem hastalığın şiddetini azaltabilir hem de kalıcı komplikasyon riskini düşürebilir. Bu nedenle göz çevresinde ağrı ve döküntü gelişen kişilerin vakit kaybetmeden bir göz hastalıkları ve dermatoloji uzmanına başvurması gerekir.
Kaynaklar;
- Tran KD, Falcone MM, Choi DS, Goldhardt R, Karp CL, Davis JL, Galor A. Ophthalmology. 2016;123(7):1469-1475.
- Recommendations for Herpes Zoster Vaccine for Patients 50 Years of Age and Older, 2018. aao.org/clinical-statement/recommendations-herpes-zoster-vaccine-patients-50-
- Kovacevic J, Samia AM, Shah A, Motaparthi K.Herpes zoster ophthalmicus.Clin Dermatol. 2024 Jul-Aug;42(4):355-359.
- Hakim FE, Riaz K, Farooq A. Pediatric herpes zoster ophthalmicus: a systematic review. Graefes Arch Clin Exp Ophthalmol. 2023 Aug;261(8):2169-2179.
- Li JY. Herpes zoster ophthalmicus: acute keratitis. Curr Opin Ophthalmol. 2018 Jul;29(4):328-333.
- Meyer JJ, Liu K, Danesh-Meyer HV, Niederer RL. Herpes Zoster Ophthalmicus Uveitis: Onset and Complications. .Am J Ophthalmol. 2024 Dec;268:409-415.


