Prof. Dr. Sirel Gür GüngörMenü
Blog

Göz Kızarıklığı Nedir? Nedenleri? Nasıl Geçer? Ne Zaman Geçer?

Göz Kızarıklığı Nedir? Nedenleri? Nasıl Geçer? Ne Zaman Geçer?

Göz Kızarıklığı Nedir?

Göz kızarıklığı hemen herkesin yaşayabileceği bir durumdur. Tek başına bir hastalık değil, birçok göz hastalığında ortaya çıkabilen bir semptom ve bulgudur. Bazen konjonktivite bağlı olarak birkaç gün sürüp kendiliğinden geçebilir. Ancak üveit veya sklerit gibi hastalıklarda daha uzun sürebilir ya da tekrarlayabilir. Ayrıca kullandığımız glokom damlalarının yan etkisi olarak da göz kızarıklığı görülebilir.

Göz kızarıklığının temel patofizyolojisi, göz yüzeyindeki veya daha derin dokulardaki damarların genişlemesine bağlıdır. Bu damar genişlemesi enfeksiyon, alerji, enfeksiyon dışı inflamasyon ve daha nadir olarak göz içi basınç artışı gibi durumlarda ortaya çıkabilir.

En sık etkilenen yapı konjonktiva olsa da üveal doku, episklera ve sklera da sürece dahil olabilir. İnflamasyon sırasında damar geçirgenliği artar, kan akımı hızlanır ve yüzeyel damarlar belirgin hale gelir. Bu nedenle göz kızarıklığı farklı göz hastalıklarının ortak bir bulgusu olarak karşımıza çıkar.

Göz Kızarıklığında Hasta Öyküsü Neden Önemlidir?

Göz kızarıklığı değerlendirilirken hastanın şikâyetinin ne zaman başladığı ne kadar sürdüğü ve görmede azalma olup olmadığı mutlaka sorgulanır. Kaşıntı, batma, ağrı, sulanma veya çapaklanma gibi eşlik eden belirtiler tanıda önemli ipuçları verir. Özellikle ışığa bakınca artan ağrı (fotofobi) üveit veya kornea hastalıklarını düşündürebilir. Akıntının sulu ya da iltihaplı olması da alerjik ve enfeksiyöz nedenlerin ayrımında yardımcı olur.

Kontakt lens kullanımı, göze yabancı madde teması, travma öyküsü veya kullanılan göz damlaları mutlaka değerlendirilmelidir. Özellikle bilinçsiz kullanılan bazı göz damlaları göz yüzeyinde tahrişe ve kronik kızarıklığa neden olabilir. Daha önce benzer atakların yaşanıp yaşanmadığı da önemlidir; çünkü tekrarlayan kızarıklık üveit, sklerit veya kronik göz yüzeyi hastalıklarının belirtisi olabilir.

Muayene sırasında yalnızca göze ait belirtiler değil, vücudun diğer sistemlerine ait şikâyetler de sorgulanır. Baş ağrısı, bulantı, ışıkların etrafında haleler görme gibi belirtiler akut glokom açısından uyarıcı olabilir. Burun akıntısı, hapşırma, öksürük veya boğaz ağrısı gibi bulgular ise alerji veya üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla ilişkili olabilir. Ayrıca hastanın alerjik veya romatizmal hastalık öyküsü de göz kızarıklığının nedenini anlamada önemli rol oynar.

Göz Kızarıklığında Muayene Nasıl Yapılır?

Göz kızarıklığı değerlendirilirken yalnızca göz değil, hastanın genel durumu da incelenir. Baş ve boyun muayenesinde üst solunum yolu enfeksiyonu, alerjik rinit veya zona enfeksiyonu gibi gözle ilişkili olabilecek hastalıkların belirtileri araştırılır.

Göz muayenesinde ilk olarak görme seviyesi değerlendirilir. Görmede azalma olması bazı ciddi göz hastalıklarının habercisi olabilir. Pupillaların ışığa verdiği yanıt incelenir ve ışık hassasiyeti olup olmadığı değerlendirilir. Özellikle bir göze ışık tutulduğunda diğer gözde ağrı hissedilmesi üveit gibi daha derin göz iltihaplarını düşündürebilir.

Göz hareketleri, göz kapakları ve göz çevresi dokular dikkatlice incelenir. Şişlik, kızarıklık, döküntü veya lezyon varlığı değerlendirilir. Göz kapağının iç yüzeyi çevrilerek alerjik reaksiyon bulguları veya gizli yabancı cisimler araştırılabilir.

Kornea yüzeyi özel boyalar (floresein) kullanılarak değerlendirilir. Bu yöntem kornea çizikleri, ülserler veya yüzey hasarlarını ortaya koymada oldukça faydalıdır. Gerekli durumlarda biyomikroskop (slit-lamp) adı verilen özel cihaz ile gözün ön segment yapıları ayrıntılı şekilde incelenir. Bu muayene sırasında kornea, ön kamara, iltihap hücreleri veya hipopyon gibi ciddi bulgular değerlendirilebilir.

Ayrıca göz içi basıncı ölçülerek glokom açısından değerlendirme yapılabilir. Ancak şikâyet ve muayene bulguları çapaklı bir konjonktiviti düşündürüyorsa her hastada göz tansiyonu ölçümü yapılamayabilir. Kontrol muayenede mutlaka ölçülür.

Çoğu durumda, özellikle üveit ve sklerit gibi daha ciddi göz hastalıklarından şüpheleniliyorsa göz bebeği büyütülerek detaylı retina muayenesi (dilate fundus muayenesi) yapılır. Bu muayene sayesinde retina, optik sinir ve gözün arka segmenti ayrıntılı şekilde değerlendirilebilir. İlk başvuruda yoğun çapaklanma ve enfeksiyon nedeniyle muayene kısıtlı olsa bile, kontrol muayenesinde mutlaka retina değerlendirmesi yapılması önemlidir. Çünkü bazı ciddi göz içi hastalıkları başlangıçta basit bir kızarıklık veya konjonktivit tablosunu taklit edebilir.

Göz Kızarıklığında Acil Değerlendirme Gerektiren Bulgular

Bazı göz kızarıklıkları basit ve geçici nedenlere bağlı olsa da bazı belirtiler ciddi göz hastalıklarının habercisi olabilir ve acil göz muayenesi gerektirir. Ani başlayan şiddetli göz ağrısı, bulantı ve kusma ile birlikteyse akut glokom atağını düşündürebilir. Görmede azalma olması ise kornea, retina veya optik siniri etkileyen önemli hastalıkların belirtisi olabilir.

Göz çevresinde zona döküntüsü bulunması herpes zoster enfeksiyonunu düşündürür ve hızlı tedavi gerektirir. Korneada ülser veya dallanmış (dendritik) lezyonların görülmesi herpetik keratit açısından uyarıcıdır. Ayrıca göz içi basıncının çok yüksek ölçülmesi de acil müdahale gerektiren glokom tablolarıyla ilişkili olabilir.

Bazı durumlarda göz kızarıklığının kaynağını anlamak için özel damlalar kullanılır. Damarların damla sonrası beyazlaşmaması özellikle sklerit gibi daha derin ve ciddi inflamatuar hastalıkları düşündürebilir. Bu nedenle ağrı, ışık hassasiyeti, görme azalması veya tek taraflı şiddetli kızarıklık varlığında gecikmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır.

Göz Kızarıklığı Nedenleri

Göz kızarıklığının nedenini anlamada ağrı, ışık hassasiyeti ve kornea tutulumu çok önemlidir. Konjonktivit ve episklerit gibi yüzeyel hastalıklarda genellikle belirgin ağrı, fotofobi ve kornea boyanması görülmez. Episklerit çoğunlukla sınırlı bir bölgede kızarıklık yaparken, subkonjonktival kanama ise genellikle ağrı, sulanma ve ışık hassasiyeti olmadan ortaya çıkar. Viral ve bakteriyel konjonktivitin klinik olarak birbirinden ayrılması ise her zaman kolay olmayabilir.

Kornea hastalıkları genellikle floresein boyama ile anlaşılır. Korneada çizik, ülser veya enfeksiyon varsa boya tutulumu görülür. Bu hastalarda ağrı ve ışık hassasiyeti daha belirgindir. Muayene sırasında kullanılan topikal anestezik damla ağrıyı tamamen geçiriyorsa sorun çoğunlukla kornea kaynaklıdır. Ancak damlaya rağmen ağrı devam ediyorsa üveit, sklerit veya akut glokom gibi daha ciddi hastalıklar düşünülmelidir.

Ön üveit, akut açı kapanması glokomu ve sklerit gibi hastalıklar genellikle ağrılı kızarıklık ile seyreder ve çoğu zaman korneada boya tutulumu görülmez. Ön üveitte ışık hassasiyeti belirgindir ve kesin tanı biyomikroskopta ön kamarada hücre ve protein artışının görülmesiyle konur. Akut açı kapanması glokomu ise ani başlayan şiddetli ağrı, bulanık görme, bulantı ve yüksek göz tansiyonu ile kendini gösterebilir.

Bazı özel damlalar tanıda yardımcı olabilir. Fenilefrin damlası sonrası kızarıklığın beyazlaşmaması sklerit açısından uyarıcıdır. Ancak bu damla göz bebeğini büyüttüğü için dar açılı veya açı kapanması glokomu riski olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Bu nedenle göz kızarıklığında doğru tanı için ayrıntılı göz muayenesi büyük önem taşır.

Göz Kızarıklığına Hangi Durumlar Neden Olur?

Göz kızarıklığı birçok farklı hastalığın ortak belirtisi olabilir. En sık nedenler arasında konjonktivitler (mikrobik, viral veya alerjik göz enfeksiyonları),göz kuruluğu ve göz yorgunluğu yer alır. Bunun dışında kontakt lens kullanımı, yabancı cisim teması, kornea çizikleri ve göz travmaları da kızarıklığa neden olabilir.

Daha ciddi nedenler arasında üveit, sklerit, kornea ülseri ve herpetik göz enfeksiyonları bulunur. Bu hastalıklar genellikle ağrı, ışık hassasiyeti ve görme azalması ile birlikte seyreder. Ayrıca göz tansiyonunun ani yükseldiği akut glokom atakları da şiddetli kızarıklık ve ağrı yapabilir.

Bazen göz kızarıklığı yalnızca göz hastalıklarına değil, alerjik hastalıklara, üst solunum yolu enfeksiyonlarına veya romatizmal/otoimmün hastalıklara da bağlı olabilir. Kullanılan bazı göz damlaları (özellikle glokom damlaları) ve ilaçlar da kızarıklığa yol açabilir.

Özellikle ağrı, bulanık görme, ışık hassasiyeti veya tek taraflı şiddetli kızarıklık varsa basit bir kızarıklık olarak düşünülmemeli ve mutlaka göz hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

Göz Kızarıklığı Nasıl Geçer?

Göz kızarıklığı çoğu zaman yorgunluk, uykusuzluk, uzun süre ekrana bakma, alerji ya da göz kuruluğu gibi nedenlerle ortaya çıkar. Hafif vakalarda gözleri dinlendirmek, yapay gözyaşı damlaları kullanmak, bol su tüketmek ve ekran molaları vermek kızarıklığın azalmasına yardımcı olabilir. Ayrıca gözü ovuşturmaktan kaçınmak ve hijyene dikkat etmek de önemlidir. Ancak kızarıklığa ağrı, çapaklanma, ışığa hassasiyet veya görme bulanıklığı eşlik ediyorsa durum enfeksiyon ya da farklı bir göz hastalığına işaret edebilir ve mutlaka göz doktoru değerlendirmesi gerekir.

Göz Kızarıklığı Ne Zaman Geçer?

Göz kızarıklığının geçme süresi altta yatan nedene göre değişir. Basit yorgunluk veya hafif tahrişe bağlı gelişen kızarıklıklar genellikle birkaç saat içinde azalırken, alerjik durumlarda birkaç gün sürebilir. Enfeksiyon kaynaklı kızarıklıklarda ise uygun tedavi başlanmadan şikayetler devam edebilir hatta artabilir. Özellikle tek gözde şiddetli kızarıklık, batma hissi, ağrı veya görme değişikliği varsa beklemek yerine erken dönemde uzman kontrolüne başvurmak göz sağlığını korumak açısından önemlidir.

Kırmızı Göz Tedavisi Nasıl Yapılır?

Kırmızı göz tedavisi, altta yatan neden belirlendikten sonra hastalığa yönelik planlanır. Basit konjonktivitlerde destek tedavileri yeterli olabilirken, üveit, sklerit, kornea enfeksiyonları veya glokom gibi durumlarda daha özel ve acil tedaviler gerekebilir. Bu nedenle göz kızarıklığında doğru tanı büyük önem taşır.

Topikal vazokonstriktör damlalar (“göz beyazlatıcı” damlalar) genellikle önerilmez. Bu damlalar geçici olarak kızarıklığı azaltsa da altta yatan hastalığı tedavi etmez ve uzun süreli kullanımda rebound kızarıklığa neden olabilir.

Steroid içeren göz damlaları ise mutlaka göz muayenesi sonrası kullanılmalıdır. Özellikle herpetik kornea enfeksiyonları dışlanmadan steroid başlanması enfeksiyonun hızla ilerlemesine ve ciddi görme kaybına yol açabilir. Bu nedenle steroid damlalar hekim önerisi olmadan kullanılmamalıdır.

Muayene sırasında kullanılan topikal anestezik damlalar yalnızca tanısal amaçlıdır. Bu damlalar ağrıyı geçirdiği için bazı hastalarda tedavi amacıyla kullanılmak istenebilir; ancak kesinlikle reçeteli veya reçetesiz şekilde uzun süre kullanılmamalıdır. Çünkü bu ilaçlar mevcut hastalığın belirtilerini baskılar, kornea iyileşmesini bozar ve ciddi kornea hasarı ile kalıcı görme kaybına neden olabilir.

Güncelleme Tarihi: 17.05.2026
Prof. Dr. Sirel Gür Güngör
Editör
Prof. Dr. Sirel Gür Güngör
Göz Hastalıkları Uzmanı
*Bu içerik, 12.11.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik’e uygun olarak hazırlanmıştır. İçerikte yer alan bilgiler genel sağlık bilgilendirmesi niteliğinde olup yönlendirme veya tedavi önerisi değildir. Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Tanı ve tedavi amacıyla mutlaka hekime başvurulmalı ve kişisel tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
Hakkımda Hakkımdaİletişim İletişimWhatsapp Whatsapp
Prof. Dr. Sirel Gür GüngörProf. Dr. Sirel Gür GüngörGöz Hastalıkları Uzmanı
+90531 486 2815
+90531 486 2815