Hakkımda yazılan tüm yorumlar Google üzerinden alınmıştır. Tedavi sürecimle ilgili gerçek deneyimlere göz atmak isterseniz hastalarımın paylaştığı bu geri bildirimler size fikir verebilir.
Normal Basınçlı Glokom

Düşük Basınçlı Glokom (Normal Basınçlı Glokom) Nedir?
Glokom, ilerleyici optik sinir hasarı ve buna eşlik eden görme alanı kaybı ile karakterize bir hastalıktır. Glokomatöz optik nöropatide retinada ganglion hücrelerinin ilerleyici kaybı söz konusudur. Yüksek intraoküler basınç, hastalık için başlıca risk faktörlerinden biridir.
Glokomatöz optik nöropatinin ilerleyişini etkileyen faktörler arasında ileri yaş, hastalığın ileri evrede olması, yüksek göz içi basıncı ve disk kanamaları yer alır.
Primer açık açılı glokom hastalarında, trabeküler ağ yoluyla oküler sıvı çıkışına karşı artan direnç, yükselmiş göz içi basıncının başlıca nedeni olarak kabul edilmektedir. Ancak göz içi basıncı yeterince kontrol altına alınsa bile glokomatöz optik nöropati sıklıkla ilerlemeye devam edebilir.
Bu nedenle, göz içi basıncı ile ilişkili olmayan faktörler de tanımlanmıştır; bunlar arasında en önemlisi optik sinire giden kan akımının azalmasıdır. Diğer faktörler arasında glutamat toksisitesi, oksidatif stres, otoimmün mekanizmalar ve vasküler düzensizlikler bulunmaktadır.
Düşük basınçlı glokom (normal basınçlı glokom) açık açılı glokomu yakından taklit eden; ancak göz içi basıncı düzeylerinin normal aralıkta olduğu ve olası patogenezin vasküler mekanizmalarla ilişkili olduğu bir glokom türü olarak tanımlanmaktadır. Yaygın bir göz hastalığı olup, ilerleyici seyri sonucunda iki taraflı körlüğe yol açabilmektedir.
Düşük Basınçlı Glokomun Nedenleri
Düşük basınçlı glokom (normal basınçlı glokom) tam olarak nedeni net değildir. Diğer glokom türlerinden farklı olarak, yüksek göz içi basıncı olmaksızın ortaya çıkar. Bununla birlikte, optik sinir hasarına katkıda bulunabilecek çeşitli faktörler tanımlanmıştır.
- Kan dolaşım bozuklukları: Vücuttaki azalmış kan akımı, optik sinirin oksijen ve besin maddelerinden yoksun kalmasına yol açarak zamanla hasar görmesine neden olabilir.
- Vasküler hastalıklar: Migren, Raynaud hastalığı, obstrüktif uyku apnesi (OUA) ve düşük sistemik tansiyon gibi durumlar, optik sinire giden kan akımını olumsuz etkileyebilir.
- Yapısal optik sinir zayıflığı: Bazı bireyler doğuştan daha hassas bir optik sinir yapısına sahiptir; bu durum, normal göz içi basıncı düzeylerinde dahi hasara yatkınlığı artırır.
- Genetik yatkınlık: Aile öyküsü, düşük basınçlı glokom gelişme riskini artıran önemli bir faktördür.
Düşük Basınçlı Glokomun Belirtileri ve Semptomları
Erken evrede düşük basınçlı glokom çoğu zaman herhangi bir belirti vermez ve bazı olgularda hastalığa ait bulgular, geri dönüşü olmayan görme kaybı gelişene kadar fark edilmeyebilir. Ancak hastalık ilerledikçe göz ağrısı veya gözde basınç hissi, baş ağrısı, gözlerde kızarıklık, çift görme ve bulanık görme gibi yakınmalar ortaya çıkabilir.
Görme kaybı genellikle yavaş ve kademeli olarak geliştiğinden, hastalar bu durumu uzun süre fark etmeyebilir. Bu nedenle, özellikle risk faktörleri bulunan bireylerde düzenli göz muayeneleri büyük önem taşır.
Düşük Basınçlı Glokom Nasıl Teşhis Edilir?
Düşük basınçlı glokom, açık açılı glokom ile benzer şekilde tedavi edilir ve izlenir. Muayenede görme alanı testi ve göz içi basıncı ölçümünü içeren ayrıntılı bir göz muayenesi yapılır. Optik disk fotoğraflaması ve optik koherens tomografi (OCT) ile hem optik disk hem de maküla bölgesi ayrıntılı olarak değerlendirilir. Retina sinir lifi tabakasında incelme ve optik sinir başı çevresinde disk kanaması saptanması, düşük basınçlı glokom için önemli bulgular arasında yer alır.
Düşük basınçlı glokomdan şüphelenilmesi durumunda, optik siniri etkileyebilecek diğer sistemik veya nörolojik hastalıkları dışlamak amacıyla ek tetkikler yapılabilir. Bu kapsamda nörolojik görüntüleme yöntemleri veya 24 saatlik kan basıncı takibi gerekebilir.
Düşük basınçlı glokom genellikle çok ileri evrelere kadar belirti vermez; ancak diğer glokom türlerinden farklı olarak merkezi görmeyi daha erken dönemde etkileyebilir.
Düşük (Normal) Basınçlı Glokom Nasıl Tedavi Edilir?
Düşük basınçlı glokomun neden olduğu hasar geri döndürülemez; ancak uygun tedavi ve düzenli kontroller, özellikle hastalık erken evrede saptandığında, ilerlemeyi yavaşlatabilir ve görme kaybını önlemeye yardımcı olabilir. Düşük basınçlı glokom tedavisi, diğer primer açık açılı glokom türleriyle benzerdir ve göz içi basıncını düşürmeye yönelik göz damlaları, lazer tedavileri ve cerrahi girişimleri içerir.
İlaçlar
Tedavi genellikle göz damlalarıyla başlar. Göz içi basıncını düşürmek amacıyla kullanılan ilaçlar arasında prostaglandin analogları, beta blokerler, alfa agonistler ve karbonik anhidraz inhibitörleri yer alır. Göz içi basıncı normal sınırlarda olsa bile, optik sinire ek hasar oluşmasını önlemek için basıncın daha da düşürülmesi gerekebilir. Bu nedenle düşük basınçlı glokomda, diğer glokom türlerine kıyasla daha yoğun bir tedavi yaklaşımı gerekebilmektedir.
Düşük tansiyonlu glokomun gece düşük tansiyon ile ilişkili olabileceği göz önünde bulundurulduğunda, beta bloker damlaların kullanımı sırasında dikkatli olunmalıdır; çünkü bu ilaçlar optik sinir perfüzyonunu olumsuz etkileyebilir.
Lazer Tedavisi
İlaç tedavisi göz içi basıncını yeterince düşürmezse veya yan etkilere yol açarsa, sellektif lazer trabeküloplasti (SLT) bir tedavi seçeneği olarak önerilebilir. SLT, gözdeki aköz sıvının trabeküler ağdan drenajını artırarak, kesi gerektirmeden göz içi basıncının düşürülmesine yardımcı olur.
Lazer tedavisi gerektiğinde tekrarlanabilir ve genel olarak güvenli kabul edilmektedir; ancak normal tansiyonlu glokomlu hastalarda etkinliği bireyler arasında farklılık gösterebilir.
Cerrahi Tedaviler
İlaç ve lazer tedavileri ile hastalık yeterince kontrol altına alınamadığında, cerrahi tedavi seçenekleri gündeme gelir. Göz içi basıncını daha da düşürmek amacıyla trabekülektomi ve glokom drenaj cihazlarının implantasyonu, en sık tercih edilen cerrahi yöntemler arasında yer alır.
Düşük Basınçlı Glokomu Yönetmek İçin Yaşam Tarzı Değişiklikleri
Bazı yaşam tarzı değişiklikleri, düşük basınçlı glokomun yönetiminde destekleyici bir rol oynayabilir; ancak bu önlemler tıbbi tedavilerin yerine geçmemelidir. Optik sinirin beslenmesini korumak amacıyla sigara kullanılmaması, düzenli fiziksel aktivite yapılması ve dengeli, sağlıklı beslenme büyük önem taşır.
Dengeli bir diyet sürdürmek, düşük basınçlı glokomda optik sinir sağlığının korunmasına destek olabilir. Diyetin antioksidanlar ile A, C ve E vitaminleri ve omega-3 yağ asitlerini dengeli bir biçimde içermesi önerilir. Göz fonksiyonları yeşil yapraklı sebzeler, yağlı balıklar ve kuruyemişlerin tüketimiyle desteklenebilir. Ayrıca geçici olarak göz içi basıncını artırabilen aşırı kafein alımından kaçınılması ve sistemik kan basıncının dengede tutulmasına yardımcı olmak amacıyla tuz tüketiminin sınırlandırılması önerilmektedir.
Herhangi bir semptom bulunmasa bile, alanında deneyimli göz hastalıkları uzmanları tarafından düzenli aralıklarla takip edilmek büyük önem taşır. Hastalığın ilerleyişinin erken dönemde saptanabilmesi için göz içi basıncı ölçümleri, görme alanı testleri ve optik sinir görüntüleme yöntemleri düzenli olarak izlenmelidir.
Reçete edilen ilaçların düzenli kullanılması, doktora danışılmadan reçetesiz satılan göz damlalarından kaçınılması ve gözlerin ultraviyole (UV) ışınların zararlı etkilerinden korunması amacıyla güneş gözlüğü kullanılması, uzun vadede göz sağlığının korunmasına katkı sağlayabilir.
Düzensiz uyku ve kronik stres, göz kan akımını olumsuz yönde etkileyebilir. Yoga, meditasyon ve nefes egzersizleri gibi stres azaltıcı uygulamalar, damar sağlığının korunmasına katkı sağlayabilir. Yürüyüş ve yüzme gibi hafif aerobik egzersizler kan dolaşımını artırarak optik sinir perfüzyonunu destekleyebilir. Bununla birlikte, baş aşağı durmayı gerektiren pozisyonlar veya ağır kaldırma içeren aktiviteler göz içi basıncını artırabileceğinden dikkatli bir şekilde yapılmalıdır.
Normal Basınçlı Glokom İçin Unutmayınız!
Aşağıdaki durumlarda düşük basınçlı glokom açısından bir göz hastalıkları uzmanına başvurulması önerilir: ailede glokom öyküsünün bulunması, küçük de olsa görmede değişikliklerin fark edilmesi, uyku apnesi, otoimmün hastalıklar veya vasküler bozukluklar gibi eşlik eden sistemik hastalıkların mevcut olması ya da 40 yaşın üzerinde olunmasına rağmen yakın dönemde kapsamlı bir göz muayenesinin yaptırılmamış olması. Özellikle yüksek göz içi basıncı gibi tipik bulguların her zaman görülmeyebildiği düşük basınçlı glokomda, erken tanı hastalığın seyrini yavaşlatmada kritik öneme sahiptir.


